Beaumont Oteli, Londra
Londra’nın prestijli Mayfair semtinde yer alan The Beaumont, 1930’ların neo-Art Deco ihtişamının çarpıcı bir örneğidir. İlk olarak 1926 yılında Wimperis & Simpson mimarları tarafından bir garaj olarak tasarlanan bina, daha sonra ikonik restoran işletmecileri Chris Corbin ve Jeremy King tarafından lüks bir otele dönüştürülmüştür. 2014 yılında açılan otel, 1930'ların nostaljik zarafetini günümüzün konforuyla başarıyla harmanlamaktadır.
Oteli gerçekten diğerlerinden ayıran şey, sanata ve hikaye anlatıcılığına olan bağlılığıdır. İç mekanlar, otantik antikalar ve vintage portrelerle doludur; bu da “kulüp havası” veren samimi bir atmosfer yaratır. Otelin en ünlü özelliği, Antony Gormley imzalı, üç kat yüksekliğindeki devasa paslanmaz çelik heykel “ROOM”dur; bu eser, aynı zamanda çatıda yer alan benzersiz ve sürükleyici bir otel süiti olarak da işlev görür.
Konuklar, klasik ve sofistike bir yemek deneyimi yaşamak için genellikle duvar resimleriyle süslenmiş Amerikan tarzı bir restoran olan Colony Grill Room’a uğrarlar. Otelde ayrıca, Caz Çağı’nın ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtan, ahşap panelli, samimi bir bar olan Le Magritte de bulunmaktadır.
Konumu, Londra’nın en seçkin yanlarını sevenler için adeta bir rüya gibidir. Huzurlu Brown Hart Gardens’a bir taş atımı uzaklıkta yer alan otel, Bond Street’teki lüks butiklere ve yemyeşil Hyde Park’a yürüme mesafesindedir. İster yakındaki sanat galerilerini geziyor olun, ister bir gösteri izlemek için West End’e gidiyor olun, The Beaumont, dünyanın en hareketli şehirlerinden birinin ortasında sessiz ve şık bir sığınak görevi görüyor.
Uzman yorumları
“Burası, Wolseley ile ünlenen ünlü restoran işletmecileri Corbin ve King’in açtığı ilk oteldi ve belki de en çok, zarif cephesinden dışarı doğru uzanan devasa, pikselli çelik heykeliyle tanınıyor: Gormley’in ‘Room’ adlı heykeli; bu heykelin içinde uyuyabilirsiniz.”
Konukların beğendiği şeyler
- Butik tarzı
- En iyi konum
- Harika hizmet
- Rahat yataklar
- Mükemmel Wi-Fi

Daha fazla fotoğraf