voco Grand Central, Glasgow
Expert reviews
“Tren yolculuğunun bir lüks olduğu dönemde inşa edilmiş Avrupa’nın en görkemli Viktorya dönemi otellerinden biri olan ve Glasgow’un tarihi tren istasyonu içinde yer alan bu otel, adını hak ediyor; zira muhteşem mermer zeminli şampanya barından, orijinal ihtişamına kavuşturulmuş balo salonuna kadar her şeyi görkemli.”
“Bu şık Viktorya dönemi oteli, Merkez İstasyonu’nun bir parçasıdır: Bazı odalar peronlara bakmaktadır. Yüksek tavanlar, ufka doğru uzanan geniş koridorlar ve muhteşem bir balo salonu, demiryollarının altın çağına bir geri dönüş niteliğindeki bu mekanın en önemli özellikleridir.”
“Glasgow Merkez İstasyonu’na doğrudan erişim imkânı sunan, genel olarak şık bir otel; bu da onu, kültürel açıdan zengin bu şehirde kısa süreli konaklamalar için mükemmel bir konaklama noktası haline getiriyor. Lobi, insanları seyretmek için harika bir yer; derin ve rahat bir koltuğa yerleşip, hemen yanındaki istasyona gidip gelen konukları izleyebilirsiniz.”
What guests liked
- Merkezi konum
- Ücretsiz Wi-Fi
- Güler yüzlü personel
- Rahat yataklar
All you need to know
voco Grand Central, Glasgow’un şehir silüetinde simgesel bir yapıdır. İlk kez 1883 yılında açılan bina, Ulusal Portre Galerisi’ni de tasarlayan ünlü İskoç mimar Sir Rowand Anderson tarafından tasarlanmıştır. Hareketli Glasgow Merkez İstasyonu’na doğrudan bağlı olan otel, uzun süredir şehre açılan bir kapı görevi görmüş, iki Dünya Savaşı’nı atlatmış ve bir asırdan fazla süren sosyal tarihe tanıklık etmiştir.
Otelin geçmişi tam anlamıyla efsanevidir. Otel, kraliyet ailesi üyelerinin yanı sıra Winston Churchill ve JFK gibi siyasi ikonları ve hatta The Beatles’ı bile ağırlamıştır. Özellikle ilgi çekici bir tarihsel not ise, 1927 yılında John Logie Baird tarafından otelin dördüncü katından dünyanın ilk uzun mesafeli televizyon yayınının gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bugün, otel içinde bu ünlü eski konukların portrelerinin yer aldığı bir “Şöhret Duvarı”nı bile keşfedebilirsiniz.
İç mekanda, tesis Viktorya döneminin ihtişamını modern konforla ustaca harmanlamaktadır. Yüksek tavanlar ve özenle işlenmiş ahşap paneller korunurken, odalar çağdaş bir butik havasıyla yenilenmiştir. Öne çıkan özelliklerden biri, istasyonun ana holüne bakan Champagne Central barıdır; burası, dünyanın akışını izlemek için mükemmel bir mekandır.
Konum açısından daha merkezi bir yer bulamazsınız. Alışveriş için “Style Mile” bölgesine birkaç adım, George Square’deki tarihi anıtlara ise kısa bir yürüyüş mesafesindesiniz. Yakındaki metro sayesinde OVO Hydro’ya veya hareketli West End’e ulaşmak son derece kolaydır; bu da oteli, Glasgow’un sunduğu her şeyi keşfetmek için mükemmel bir başlangıç noktası haline getirir.

More photos