The Bowery Hotel, New York
2007 yılında Bowery ve 3. Cadde’nin kesiştiği noktada açılan The Bowery Hotel, Manhattan’ın Lower East Side semtinde şık bir simge niteliğindedir. Gece hayatının önde gelen isimleri Sean MacPherson ve Eric Goode tarafından kurulan otel, mahallenin endüstriyel kökleriyle kusursuz bir uyum içinde olacak şekilde tasarlanmış olup, aynı zamanda lüks ve sinematik bir kaçış noktası sunmaktadır. Kırmızı tuğlalı cephesi ve fabrika tarzı pencereleri, bölgenin sert geçmişine saygı gösterirken, iç mekan ise zarif, “eski dünya” havasında bir kaçış imkanı sunuyor.
Otel, iç mekanında koyu renkli ahşap panelli duvarlar, antika İran halıları ve sanki bir Avrupa villasından çıkmış gibi hissettiren devasa taş şöminesiyle dikkat çeken atmosferik lobisiyle ünlüdür. Konuk odaları da aynı derecede özgün olup, çevredeki şehir merkezinin silüetinin inanılmaz, ışık dolu manzarasını sunan tavandan tabana pencereleriyle övgü topluyor. Otel, uzun süredir ünlülerin ve yaratıcı kişilerin gözde mekanı olmuştur; bir zamanlar Father John Misty’nin iki ay boyunca konakladığı yer olarak da ünlenmiştir.
Otel, New York şehir merkezinin en iyi yanlarını deneyimlemek isteyenler için mükemmel bir konuma sahiptir. Sadece birkaç adım ötede, en yenilikçi sergileriyle tanınan New Çağdaş Sanat Müzesi’ni bulacaksınız. Ayrıca, SoHo’nun trend butiklerine ve East Village’ın canlı yemek kültürüne de yürüme mesafesindesiniz. İster otelin kendi İtalyan trattoria’sı Gemma’da rustik bir yemek yiyin, ister yakındaki apartman tarihini keşfedin, bu konum kültür ve rahatlığın mükemmel bir karışımını sunuyor.
Uzman yorumları
“Hem havalı hem de zarif bir atmosferin tam kesişim noktasında yer alan The Bowery Hotel, canlı ve modern bir havasını korurken, lüks bir eski dünya zarafetiyle ve dekoruyla donatılmıştır. Fabrika pencereleri, şehrin 360 derecelik manzarasını sunar.”
“Lower East Side’daki The Bowery Hotel kadar eski usul şehir merkezi cazibesine ve lüksüne sahip başka bir yer yok.”
New York Times’ın “New York’ta 36 Saat” köşesinde yer almıştır.
“Antika kadife koltuklar ve solmuş İran halılarıyla dolu, karanlık ve sessiz lobide, kırmızı püsküllü eski usul altın oda anahtarınızı elinize alın. Ardından mozaik döşeli zemini takip ederek, devasa fabrika pencereleri ve zarif dört direkli yatakları olan odanıza doğru ilerleyin.”
“İngiliz av köşkünü andıran bu otel, zengin duvar halıları, sıcak şömineleri ve vintage esintili lobisiyle sıcak bir atmosfer sunuyor. Birçok misafir, otelin popüler konumu için geliyor, ancak lobideki atmosferi nedeniyle kalmaya devam ediyor.”
New York’ta Fodor’s Choice olarak öne çıkmıştır.
“Garip bir şekilde, hiçbir konuk odası birbirine benzemiyor; ancak hepsi ışık dolu ve konforlu; her yatakta antika mobilyalar, kaliteli nevresimler ve (belmenlerden birinin kıyafetini giymiş) bir oyuncak ayı bulunuyor.”
Frommer’s tarafından New York’ta “Olağanüstü Seçim” olarak öne çıkarılmıştır.
Konukların beğendiği şeyler
- Harika bir otel
- Butik tarzı
- Güler yüzlü personel
- Mükemmel Wi-Fi
- Harika bir konum
- Rahat yataklar

Daha fazla fotoğraf