16. Yüzyıl Evleri, Santo Domingo
Amerika kıtasındaki en eski, kesintisiz olarak yerleşim görmüş Avrupa yerleşim yeri olan Santo Domingo’nun Ciudad Colonia semtinin tam kalbinde yer alan Casas del XVI, muhteşem bir zaman yolculuğu sunuyor. Tek bir geleneksel bina olmaktan ziyade, bu son derece şık butik otel, tarihi bir iki blokluk alana yayılmış, birbirinden ayrı ve mükemmel bir şekilde korunmuş 16. yüzyıl malikanelerinden oluşan bir koleksiyondur.
Bu binalar, baş mimarlar Alejandro Marranzini ve Juan Mubarak ile iç mimar Patricia Read tarafından ustaca yeniden hayata döndürüldü. Büyük tuğla kemerler, kalın kireçtaşı duvarlar ve Roma tarzı kiremit çatılar gibi orijinal İspanyol kolonyal unsurları başarıyla korurken, modern lüks unsurları da bu yapıya ustaca entegre ettiler. Her bir casa kendine özgü bir karaktere sahiptir; örneğin, samimi Casa del Arbol, 1880’lerin sonlarında Dominik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ulises Heureaux’nun gerçek konutu olarak hizmet vermişti.
Nereye baksanız, sıra dışı ve bölgeye özgü tasarım detaylarıyla karşılaşırsınız. Casa del Arbol’da, meyve motifli tablolar ve ananas şeklindeki aydınlatma armatürleriyle tamamen ananas temalı bir odada konaklayabilirsiniz; Casa de los Mapas ise bir zamanlar adadan geçen dünya kaşiflerini yansıtan tarihi haritalarla süslenmiştir. Tarihi lüksü bir üst seviyeye çıkarmak için her evde, avluda akşam yemeği ya da havuz kenarında mum ışığında içecek ikramı düzenleyecek özel bir uşak (mayordomo) hizmet vermektedir.
Otelin bu UNESCO Dünya Mirası alanı içindeki konumu, onu tarih meraklıları için mükemmel bir başlangıç noktası haline getiriyor. Duarte Parkı’na sadece birkaç adım, hareketli merkez meydanı Parque Colón’a ise on dakikalık kısa bir yürüyüş mesafesindesiniz.
Çevredeki arnavut kaldırımlı sokaklar, Yeni Dünya’nın en simgesel ilklerinden bazılarına doğrudan uzanır. Amerika kıtasında inşa edilen ilk katedral olan Santa María la Menor Katedrali’ne, heybetli Ozama Kalesi’ne ve Kraliyet Hanedanları Müzesi’ne kolayca yürüyerek ulaşabilirsiniz.
Uzman yorumları
“Bu altı adet kusursuz bir şekilde restore edilmiş kolonyal dönem evinden birinde konaklamak, 16. ve 21. yüzyıllar arasında gidip gelmek anlamına geliyor. Ortaçağ manastırını andıran kemerli geçitleri, terrakotta zeminleri ve avluları, Sub Zero buzdolapları, kişisel asistanınızla iletişim kurmak için kullandığınız iPhone’lar ve ısıtmalı dalma havuzlarıyla bir araya geldiğini hayal edin.”
“Bu benzersiz otel konsepti, 16. yüzyıla kadar uzanan (adını da buradan alan) altı eski sömürge dönemi konağından oluşuyor; bu konaklar, ünlü tasarımcı Patricia Reid tarafından restore edilip modernize edildi; her bir konak kendine özgü bir cazibeye sahip.”
“Casas del XVI, Santo Domingo’nun Eski Şehri’nde bulunan, özenle restore edilmiş kolonyal evlerden oluşan bir koleksiyondur; mükemmel hizmet sunan, kendinizi evinizde hissedeceğiniz konaklama yerleridir. Çevresindeki sokaklar kendine özgü bir atmosfere sahiptir ve içeri girdiğiniz anda geleneksel Dominik tarzı ve tropikal konforun kucaklayıcı ortamına girersiniz.”
Konukların beğendiği şeyler
- Merkezi konum
- Yüzme havuzu
- Mükemmel kahvaltı
- Rahat yataklar

Daha fazla fotoğraf