The Peninsula Oteli, Paris
The Peninsula Paris, şehrin gerçek bir “Grande Dame”ıdır. 19. yüzyıldan kalma klasik bir Haussmann tarzı binada yer alan tesis, ilk olarak 1908 yılında Hotel Majestic adıyla hizmete açılmıştır. Üst sınıfın buluşma noktası olarak ün salan bu otel, burada konaklarken “An American in Paris”i besteleyen George Gershwin ve 1922’de bu duvarlar içinde düzenlenen “yüzyılın akşam yemeği partisi”ne katılan Picasso gibi efsanevi isimleri ağırlamıştır.
Otel olarak hizmet verdiği dönemden sonra bina, UNESCO genel merkezine, ardından da 1973 yılında Vietnam barış antlaşmasının müzakere edildiği Fransız hükümeti konferans merkezine dönüştürüldü. Fransa’nın en yetenekli ustalarının katılımıyla altı yıl süren titiz bir restorasyonun ardından, 2014 yılında The Peninsula adıyla yeniden açılan otel, 20.000 parça altın varak gibi tarihi ihtişamını modern ve yüksek teknolojili olanaklarla harmanlamaktadır.
Otel, benzersiz sanatsal dokunuşlarla doludur. Lobide, 800 adet el yapımı kristal yapraktan oluşan özel bir Lasvit enstalasyonu olan “Dancing Leaves” yer alırken, havacılık temalı çatı katı restoranı L’Oiseau Blanc, ünlü bir transatlantik uçuş girişimine saygı duruşunda bulunuyor. Konuklar, restoranın yakınında duran L’Oiseau Blanc çift kanatlı uçağın %75 ölçekli bir kopyasını bile görebilirler.
Konumu, gezginler için muhteşemdir. 16. arrondissement’da yer alan otel, Arc de Triomphe’ye sadece birkaç adım, Trocadéro ve Eyfel Kulesi’ne ise kısa bir yürüyüş mesafesindedir. İster Palais de Tokyo gibi yakındaki müzeleri geziyor olun, ister Şanzelize Caddesi’nde alışveriş yapıyor olun, otel, Paris tarihinin tam kalbinde lüks ve huzurlu bir konaklama imkanı sunar.
Uzman yorumları
“The Peninsula’nın, karmaşık alçak kabartmalarla süslenmiş oyulmuş taş cephesi, eski neoklasik ihtişamına kavuşacak şekilde titizlikle restore edildi. İç mekânda ise benzer şekilde restore edilmiş mermerler, yaldızlı süslemeler ve 19. yüzyıl mozaikleri yer alıyor; bunlar, otelin modern sanat eserleri ve iç mekan donanımlarıyla uyumlu bir bütünlük oluşturuyor.”
“1908 yılına dayanan, son derece lüks ve modern Peninsula, Paris’teki lüks otellerin çıtasını yükseltiyor. Hiçbir ayrıntı gözden kaçırılmamış: Işıl ışıl lobiden göz alıcı çatı katı restoranına kadar tüm ortak alanlar, çağdaş sanatın önde gelen sanatçılarının eserleriyle vurgulanan altın ve gümüş dokunuşlarla zarif bir şekilde tasarlanmıştır.”
Paris’te Fodor’s Choice seçkisinde yer almaktadır.
“The Peninsula Hotels’in Avrupa’daki ilk şubesinin, göze çarpmayan ihtişamın bir yaşam biçimi olduğu Paris’te olması son derece uygun. The Peninsula Paris, 1908 tarihli klasik Haussmann tarzı binanın ihtişamını yeniden kazandırmak amacıyla titizlikle yenilenmiştir.”
“Bu Palace oteli, geleneksel ‘grand-dame’ hizmetini ve ihtişamını çağdaş bir dokunuşla birleştirerek, uluslararası eğlence ve spor yıldızlarının gözde mekanı haline gelmiştir. Şehirdeki en büyük otel havuzu da dahil olmak üzere, özenli hizmet ve olağanüstü olanaklar sizi bekliyor.”
Konukların beğendiği şeyler
- Çatı katı restoranı
- Eyfel Kulesi
- Güler yüzlü personel
- Mükemmel Wi-Fi
- Harika bir konum
- Rahat yataklar

Daha fazla fotoğraf