The Shelbourne Renaissance Oteli, Dublin
1824 yılında Martin Burke tarafından kurulan The Shelbourne, Dublin’in gerçek anlamda “Grand Dame”sidir. Başlangıçta üç şehir evinin birleştirilmesiyle oluşturulan otel, daha sonra 1866 ile 1867 yılları arasında mimar John McCurdy tarafından Yüksek Viktorya tarzında yeniden tasarlanmıştır. Otelin mirası, İrlanda tarihi ile derin bir şekilde iç içe geçmiştir; en önemlisi, 1922 yılında 112 numaralı odada (günümüzde Anayasa Odası olarak bilinen) İrlanda Özgür Devleti Anayasası’nın kaleme alındığı yer olmasıdır.
Siyasi öneminin ötesinde, otel uzun zamandır tanınmış konuklar için bir cazibe merkezi olmuştur. Charlie Chaplin ve Grace Kelly gibi Hollywood ikonlarının yanı sıra W.B. Yeats gibi edebiyatçıları da koridorlarında ağırlamıştır. Bina, samimi ve klasik bir tasarıma sahip ünlü Horseshoe Bar ve devrimci Kontes Markievicz’i onurlandıran 1824 Bar’daki özel duvar resmi gibi eşsiz hazinelerle doludur.
The Shelbourne’un konumu, Dublin’in kültürünü doya doya yaşamak isteyenler için rakipsizdir. Manzaralı St. Stephen’s Green’e bakan otel, Grafton Caddesi’ndeki hareketli alışveriş bölgelerine sadece birkaç adım uzaklıkta ve İrlanda Ulusal Müzesi ile Trinity Koleji gibi önemli kültürel simgelere kısa bir yürüyüş mesafesindedir.
İster Lord Mayor’s Lounge’da ünlü ikindi çayı için uğrayın, ister sadece mimarisini hayranlıkla seyredin, otel Dublin’in geçmişine ve kalıcı zarafetine adanmış yaşayan bir anıt olmaya devam ediyor. Otel, şehrin kalbinde tarihin modern beş yıldızlı lüksle buluştuğu merkezi bir nokta olmaya devam ediyor.
Uzman yorumları
“1824 yılına dayanan Shelbourne, St. Stephen’s Green’e bakan zarif ve tarihi bir oteldir. Otelin Horseshoe Bar’ı, Dublin’in simge mekanlarından biridir; İrlanda’da bir zamanlar önemli bir kişi olan herkes, bir içki içmek için buraya uğramıştır.”
New York Times’ın “Dublin’de 36 Saat” başlıklı yazısında yer almıştır.
“The Shelbourne, 1824 yılından bu yana nüfuzlu ve varlıklı kesimin en çok tercih ettiği konaklama mekanı olmuştur. Birkaç kez el değiştirip yenilenmesinin ardından, şu anda Marriott’un Renaissance portföyünün bir parçasıdır; lüks kategorisinde birkaç rakibi olsa da, tarihi mirası konusunda rakipsizdir.”
“Paris’te Ritz, New York’ta St. Regis varsa, Dublin’de de Shelbourne var — bugün, yeni sahibi Marriott’un masraftan kaçınmadan gerçekleştirdiği yenileme çalışmalarının ardından, geniş, süslü, pembe-beyaz renkli, Viktorya döneminin ortalarına ait cephesiyle yeniden ihtişamını kazanmış durumda.”
Dublin’de “Fodor’s Choice” olarak öne çıkan otel.
“Yüksek alçı tavanlar, kristal avizeler ve kıvrımlı demir merdivenleriyle görkemli lobi salonlarında yüzyıl sonu zarafetinin havası hakimdir. Konuk odaları ise çok daha sade ve çağdaş bir zarafete sahiptir.”
Dublin’de Frommer’s’ın “Olağanüstü Seçim” listesinde yer almaktadır.
“Şehrin en zarif ve tarihi mekanlarından biri olan bu tesis, 19. yüzyıldan kalma orijinal cephesi, parlak mermerleri, ışıltılı avizeleri, süslü vitrayları ve sanat eserlerinden, çoğu St Stephen’s Green Parkı’na bakan 265 odasına kadar, gelenek, kültür ve ihtişamla doludur.”
“The Shelbourne Dublin’in kendine özgü kırmızı tuğlalı Viktorya dönemi cephesi, 1824 yılından bu yana St Stephen’s Green’in kuzey tarafında parıldamaktadır. Beş yıldızlı bir zarafeti düşünün: Ana bar, şehrin sosyal yaşamında popüler bir mekânken, Lord Mayor’s Lounge’da ikindi çayı ise adeta bir Dublin geleneği haline gelmiştir.”
Konukların beğendiği şeyler
- Güler yüzlü personel
- Mükemmel konum
- Harika bir otel
- Rahat yataklar
- Mükemmel Wi-Fi

Daha fazla fotoğraf